Bafra Havadis – Bafra Haber, Asayiş, Spor

GÜNÜMÜZDE HIRSIZLIK BİR HASTALIK MIDIR?

Bugünkü konumuz “Hırsızlık”

GÜNÜMÜZDE HIRSIZLIK BİR HASTALIK MIDIR?

Haksız yere bir başkasının malını,

Parasını ve başka değerlerini ele geçirmek ve çalmaktır.

Hırsızlık , İslam’ın çok çirkin gördüğü ve yasakladığı bir davranıştır.

Hırsızlık bir hastalıktır.

Hırsızlık hastalığının Arapça’daki karşılığı “Sirkat”tir.

Hırsızlık yapan kimseye ‘Sarik’ denir.

Kur’an da şöyle buyrulmaktadır;” Mallarınızı, aranızda batıl (haksız yollar) ile yemeyin.”

“Erkek ve kadın hırsızın -o, irtikâb ettiklerine bir karşılık ve Allah’tan ibret verici bir ceza olmak üzere ellerini kesin..”

 

DEMEK Kİ HIRSIZLIK YAPANIN ELİ KESİLİYORMUŞ

 

‘Öyle insan  vardır ki, onu ne akıl durdurabilir ne de nakil. Bu kimselere ne diyanet  tesir eder, ne de mürüvvet ve emanet gibi yüce duygular. Şayet el kesmek, asmak ve benzeri ağır cezalar olmasaydı, bu kimseler başkalarının mallarını inat olsun diye açıkça almaktan veya gizlice çalmaktan çekinmezlerdi. Bu  durumun getireceği fesat açıktır. Şu halde, fesadın önlenmesi, toplum düzeninin sağlanması için hırsıza bu ağır caydırıcı cezanın verilmesi uygun ve gerekli olmuştur. Kesme emri mutlak geldiğinden, elin kesilmesi hususunda hür ile köle eşittir.

Ancak bu el kesme, şu an şeriat yasalarına göre, şeriatla yönetilen ülkelerde gerçekleşiyor.

Hadis-i şerifte müminin büyük günahlardan olan hırsızlık yapmak, içki içmek ve zina etmek gibi fiillerinden birisini yaptığı sırada mümin olmadığını, imanının onu terk ettiğini ifade etmektedir. Bu durum üzere ölen bir insanın, imansız gitme durumu ortaya çıkacaktır ki bu ebedi cehenneme düşmesine sebep olmaktadır.

 

HIRSIZLIK AHLAKSIZLIKTIR!

 

Hırsızlık, insanın ahlâki olarak alçaldığını gösteren bir davranıştır. Bu ahlâkî alçaklığın işlenmesiyle toplum düzeni de bozulmuş olur. Bu kötü davranışın yayılması sonucu insanlar arasında güven duygusu ortadan kalkıp, yerini güvensizlik ve huzursuzluğa bırakır. Bu da toplumsal huzuru bozar. Halbuki İslâm, toplum huzurunu sağlayan şu beş temel ilkeyi koymuştur:

 

1- Din Güvenliği

2- Akıl Güvenliği

3- Mal Güvenliği

4- Can Güvenliği

5- Nesil Güvenliği

 

Bu beş ilke, insan ve toplum yaşamının düzenlenmesinde insanların ulaşabileceği en yüksek değerlerdir. Bugün bütün dünyada İnsan Hakları Evrensel Beyanname’sinden sıkça söz edilir. Halbuki yüce dinimiz İslâm bunu on dört asır önce sağlamıştır.

 

HIRSIZLIK YAPARAK TOPLUMUN DÜZENİNİ DE BOZUYORLAR

İslâm’ın hırsızlık yapan kimseye uygulanacak ağır cezayı ortaya koymasında, bu çirkin davranışların başka kimseler tarafından işlenmesinin önüne geçmek için büyük hikmetler ve adâlet vardır. Hırsızlık yapmakla sadece toplum düzeni bozulmakla kalmıyor; aynı zamanda malı çalınan kişiye haksızlık yapılmış oluyor. Bu suçu işleyen kimse iki büyük suç ve günah işlemiş oluyor: Birincisi, toplumun hukuk ve ahlâk düzenini bozarak haksız kazanç elde etmek, ikincisi de kul hakkını ihlal etmek.

 

KIZIM HIRSIZLIK YAPSA ONUN DA ELİNİ KESERDİM!

Hz. Peygamber (s.a.v.) daha sonra Müslümanlara bir konuşma yaparak durumu şöyle açıkladı: “Ey Müslümanlar! Allah Teala sizden öncekileri şu sebeple helak etmiştir: Onlar içlerinden şerefli (itibarlı) biri hırsızlık yaparsa, onu cezalandırmazlar; zayıf biri bir şey çalarsa, derhal ona haddi tatbik ederlerdi. Allah’a yemin ederim ki ben, Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etmiş olsaydı onun da elini keserdim!”

 

İNSANIN EĞİTİLMESİ LAZIM

Sevgili okurlarım;

Öncelikle insanların eğitilmesi gelmektedir. Aç olan bir kimse karnını doyurmak için hırsızlık yaptıysa elinin kesileceğini söylemiyoruz. İlk önce iş imkânı sağlanır, iskân temin edilir ve tüm ihtiyaçları giderilir. Şayet ondan sonra kalkıp hırsızlık yapılırsa, o zaman o adamın kalbinde fesat vardır ve toplumu fesada götürmek istemektedir. Bunu engellemek için had cezası uygulanır.’

Hırsızlar günümüzde gelişen teknikler ile bayıltıcı, uyutucu, uyuşturucu, kesici, patlayıcı bütün silah ve malzemeleri de kullandıkları için artık hırsızlık bir meslek ve sektör halini almış ve insanların korkulu rüyası haline gelmiştir. Yukarıda belirttiğimiz gibi bu insanlar belirlenip ciddi eğitimlerden geçirilip kendilerine iş fırsatları hazırlanarak topluma kazandırılmalıdır. Bu mümkün olmuyorsa toplumun huzur ve güveni için en ağır cezalar uygulanmalıdır.

 

İŞTE HIRSIZLIK BÖYLE BİR ŞEY

Aslında hırsızlık bir hastalık.

Genden de gelmiş olabilir…

Atalarında hırsızlık yapanlar,

Gelecekte torunlarının ve evlatlarının da hırsızlık yapacağını unutmasın.

Hem hırsızlık günah olduğu gibi insanları da gasp etmektedir.

Malı çalınan bir insan, çok üzülür.

Hatta en yakınlarından bile kuşku duyarak, onun günahını alabilir.

Malı çalınan bir insan,

Canı yandığı için hırsızlık yapan kişiye “Beddua” edebilir.

Onun için; bu hırsızlık denilen illetten uzak durmak lazım.

Daha da önemlisi hırsızlık yapan insanın bereketi olmaz, aldığı paranın hayrını görmez.

Çünkü; hırsızlığı bir sanat haline getirmiş. Hem hırsızı eleştirmemek lazım.

Çünkü ona güzel sözlerle bir şeyler söylemeye kalksan bile, o sana tepki gösterecektir.

Hatta sana “Sen kendi işine baksana kardeşim” diyecektir.

İşte bu hırsızlık bir illettir.

Öyle bir illettir ki, hırsız; hırsızlık yapmadan duramaz.

Ama şunu bilmeli, bir gün hırsızın da canı yanacaktır.

Öyle bir yanacaktır ki; nereden geldiğini anlamayacaktır.

Hani derler ya; “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste”

Hoşçakalın.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ